İZLEYENLER Mİ OKUYANLAR MI

Salı, Mart 28, 2017



Çocuklar
Parkta oyun oynayan çocukları izliyordu. Geçen hafta 91. yaşını kutlarken etrafında dolaşan torunun, çocuklarının yaşlarındaydı hemen hepsi de. Gözleri buğulandı. Kendi çocukluğunda, büyüklerin yanında konuşulmaz, misafirlikte acıksan da söylenmez. Dışarıda anne baba zor durumda bırakılmaz gibi  katı ve çok fazla kurallar olduğunu hatırladı. 

İlk kez babasıyla karşılıklı oturup konuştuklarında askerden geldiği epey olmuştu. Zaman hızlı akışında insanı, sosyal çevreyi, değerleri, her şeyi ama istisnasız her şeyi değiştiriyordu. Üzerlerindeki kıyafetlerde ne toz vardı şimdiki çocukların, ne kir, ne yırtık, ne yama. Bayramdan bayrama yeni elbise alınır ve bir daha ki bayrama kadar sadece özel günlerde giyilirdi. Sıfır elbise bayram tadıyla yaşanır, bir küçüğe aktarılarak eskitilirdi. 

Geçti kıyafetleri, şimdi ki çocuklar ucundan köşesinden siyaset konuşuyor, ustaca anneye- babaya- halaya- dayıya  siyaset yapıyorlardı. Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı diye münazara yapmışlardı lisedeyken. Yenişememişlerdi bir türlü. Şimdi ne gezmek ne okumak, en çok izleyenler biliyor. 

Zaman en çok da bilenin kıymetini yok etti. Her insan vitrin. Az önce ön belleğine aldığı, yeni ve parlak bilgiyi ışıl ışıl hemen sonrakine iletiyor. Sonra bir yenisine geçiyor. Sağlık, psikoloji, strateji, duygu, tavır her ne kadar püf noktası varsa sıcak sıcak servis yapılıyor sosyal ağlarda. Herkes çıtır filozof, herkes taze psikolog, herkes tavında yaşam koçu. 

Kimin titrine baksanız yaşam koçu yazıyor. Benim burcum koç ama kendime hayrım olmuyor, bu yaşam koçları hangi gökkuşağının altından geçiyorlar da koç oluyorlar. Hem de yaşam koçu. Evlilik uzmanı denildiğinde kaç evlilik yapmış ki demişti bir teyzem, güldüğümü saklayarak bekar, diyebilmiştim. Bu yaşam koçlarına da sorulduğunda, ilaç kullanıyorum psikoloğum önerdi, öyle yapın, böyle yapın diyorlar.

Gerçek yaşam koçlarını tenzih ediyorum ifadesini kullanmam lazım ama kafam takılıyor, gerçekten gerçek yaşam koçu var mıdır.  Yaşam koçla, boğayla, oğlakla kotarılacak bir oyun değil. Sosyal çevrelerimiz vardı. Akşam gider komşunda bir bardak açık çay içer günün kritiğini çıkarır eve dönerdin. Oh başını yastığa koyunca da mışıl mışıl uyurdun. Ne dünya seni ezer, ne sen dünyaya gem vurmaya kalkışırdın.

Parmak kadar çocuk dışarı çıkarken, anne geçen parka gittiğimizde de bunu giyiyordum diyorsa bir karışıklık var demektir. Hayatın merkezinde hep gözüne göründüklerimizin kararı, bakışı, yargısı yerleşmişse esaretin dibindeyiz demektir.

Yaşam koçlarına teslim hayatlar, sakinleştiricilerle durdurulan enerjiler, vitaminlerle coşturulan bedenler, müzikle tahrik olan ruhlar, komutla hareket eden kitleler, dizi ve yarışmalarla uyutulan milyonlar. Ahir zamanın son demlerinde can çekişiyor insanlığımız. Teslim olmaya, daha fazla köleliğe, daha fazla yönetilmeye, daha fazla kör edilmeye rıza isteniliyor bir de.

Çok okuyanların çok bilmesi, okuduklarını sadece anlamak değil uygulamakta gizlidir. Bilgi belgeyle değil, fiille hayat bulur. Doktor, alkolden ayılamıyor, sigaradan kanser oluyorsa, takılıyor bildiği bir yerlere. Hakim, hukukun detaylarından kapı bulup kaçırıyorsa eğriyi yamuğu, bozuğu bakmalı bilginin kaynağına. Kanun koruyucu, uygulayıcı emniyet mensubu, çirkefle hem hal olmuşsa teknikte değil, teoride değil, içinde bozulma yerine bakılmalıdır. Hocalar ahlaki değerlerin dibine çökmüş, çamurla oynaşıyorsa kabahatli sadece ahir zaman değildir.

Okumak kağıda emanet edilmiş bilgiyi, bakışla beyne akıtmak değildir. Oradaki hikmeti, özü, maksadı ruhuna içirip hayata geçirmektir. Çok okuyanlar bilge olmaz, çok okumasa da doğruyu yaşamından etrafına okutanlar bilgedir. Çok izleyenlerin çağı şimdi, sanal dünya da varla yok arası gezinen, silik değerleri, bir tuşa basmak kadar zaman hayatına sokup silip geçirmek dönemi.

Ne kadar az okur ve ne kadar az sindirirsek bilgileri, o kadar eksik,  o kadar gedik, o kadar delik- deşik ruhlarımız, kişiliklerimiz. Sonra var mısın buna.... var mısın şuna... var mısın öyleye... var mısın böyleye... sözlerine sürülerce insan, koro şeklinde olumlu cevap verir. Aklı başında biri çıkıp durun yapmayın demeden, kendisi durup hayır derse, tu kaka hepsi hurra üzerine yürür.

Çok izleyenlerin zamanında, gözüne sokulanla kör  olmayanlara hayırlı günler dilerim. Mevlam yardımcımız olsun.

BU YAZILARI DA OKUYUN

4 yorum

  1. Çok anlamlı bir yazı olmuş.Kendimi sorguladım bir an.Çok gezem mi çok okuyan mı yoksa çok izleyen mi? Dahası öğrendiklerini hayata geçiren,sindiren mi?Aslında hepsini doğru harmanlayıp içimize sindirip hayatımızı anlamlandırmamız gerekiyor gibime geliyor.Emeğinize sağlık...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, dil ucu yaşıyor, dil ucu konuşuyoruz. Sanallaştı tüm hayat, gerçek buharlaştı, ne bilgi ne ilim ne sanat. Varsa yoksa sanal dünya, sahte hayat, bol bol acı ve edebiyat.
      Duygusu olmayan dünyalarımızda mutluluk arıyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin...

      Sil
  2. Yaşam koçları kendi hayatlarını kime teslim ediyorlardır diye düşünmeden olmuyor :)

    YanıtlayınSil
  3. Çok teşekkürler, bir garip zamandayız, kendimizi yitirip başkalarına aratıyoruz...

    YanıtlayınSil